Anasayfa » Söz Ve Işığı Birlikte Demleyen Sanatçı Osman Erdoğan

Söz Ve Işığı Birlikte Demleyen Sanatçı Osman Erdoğan

Yazar Mahir Bora Kayıhan
48 görüntüleme

Osman Erdoğan bir kamera estetiğidir. Ateş ve sevgi kopuşudur. Kamerasının gözünden hayata kafa tutar, hayatın içerisine ve gönlünüze mavilikler eker, yaz güneşi şıkırtısından, yeşil bir baharın ovalarına, mor dağların doruklarına çıkarır. Hatta doruklarındaki esen sert rüzgarın beyaz karları nasıl sıvazlayıp okşadığını ve sevdiğini görürsünüz. Kırlar, ovalar, dağlar, vadiler, ırmaklar hep gündeminize taşınıyorsa Osman Erdoğan kamerasından bir klip deryasına doğru yol alıyorsunuz demektir. Tabiat ve insan ilişkilerinin aşk ve sevişme noktasında görüyorsunuz sanatçıyı. Estetiğin tavan yaptığı, hayvanlar ve insanların ortak alanları, tabiatta nasıl merhamet, aşk ve paylaşım duygusuyla yaşamak mecburiyetinde olduğunu hep ama hep vurgulayan, sağlam ve kirlenmemiş klipleriyle tanışırsınız.

Yazı:  Yazar- Şair Cevat SARIKARTAL

[dropcap]G[/dropcap]özlerinin derin ve içinden sevginin fışkırdığı bir hayat sahnesini kır, kent peyzajları ve hayatın tüm dokuları, yaşanmışlıkları, kederleri, sevinçleri, hasret ve aşklarını bir şiir kelamı derinliğinde kalbinize zumladığını görürsünüz.  Kent peyzajlarının karmaşa, kirlenme, acıma ve anlama diyaloglarıyla nasıl yalnızlaştığına tanık olursunuz. Milyonlar içerisinde, kendi iç sesinizin ancak kendinize kadar gelmiş olması, yalnız ve zalim bir çağın hüzün verici yüzüyle karşılaşmak çok anlamlı olsa gerek. Dünyanın bütün yetim ve yalnız isyanına yeşil bir çağrı başlatır kameralarının gözünden. Yaşadıklarınızı öykü bahçesinde eğitmiş, yıldızların ve güneşin altında karanlığa karşı ışıklarını yaktığı kamerasından canlı, aktif ve natürel duruşuna alkış tutarsınız.

Erdoğan’ın çekimleri sırasında canlı performans sergilenir, mimikler kullanılır, müzik ile yönetmen ve kayıt yapan resim seçimi tam bir senkronizasyon içindedir. Söz ve ışığı birlikte demleyen, baş döndürücü bir coşkuyla sinemasal bir hayatın nasıl olması gerektiğine yorum katan ve aktörlerin içerisindeki renksel, şiirsel sesler ve efektlerle pas tutmayan fikirler ülkesine yönelirsiniz.

Osman Erdoğan’ın beden dili, çizgi, sözcük, harf, rakam ve notalar gibi simgelerin hakim olduğu bilim ve sanat dalının en umutlu yönetmenidir. Aşkı yönetir, kalbi yönlendirir, göz ve gönül birlikteliğinin ellerinden tutarak onları lunaparka götürebilme inceliğini gösterebilen bir yönetmen. Renk tozlarından bir öyküyü nasıl sinemasal bir rüyaya aktardığını görürsünüz.

Kamera ve hayat bilgisi bütünüyle sosyolojik tarih, felsefe, etik duygularla sanatına insanlık dünyasının canlıya dair bütün metaforlarını armağan etmiştir. Bu gelişme ve ivme, buluşlar, beğenilen çoğullaşmalarla, aykırı beğenileri ıskalamayan, dil bilimi ve felsefeyi kurgularının merkezine alan uzak görüşlü bir sanatçı olmasının gerekliliği olarak karşınıza çıktığını görürsünüz.

Osman Erdoğan eserlerinde İstanbul yollarının kokusu vardır. Öykülerinden sicim gibi bir yağmur melodisi damlar. Bütün sokakları öperek, sokakta yaşayanları yalnızlıklarından kurtarmak istiyor. Sanatçının yüzünde hep bir düş gibi klipler gezer; umudun ve geleceğin üzerine hayal kurulan klipler. Kendisinde bile gülümseyen yüzlere, gelecek hayali kurdurtmak ne kadar da insanlık kalbine yakışır bir şey olsa gerek. Kimsesiz bir adrese gönderilen pulsuz bir mektup ruhunda natürel bir duygu oluşturan, güzel gözler klibinin yayınını izlersiniz.

Zaman geçiyor, gün doğuyor, şiirler, senaryolar yazılıyor, yeni filmler yapılıyor, çok film izliyor ve kendisini demleyerek sinemanın özgürlüğüne kendi özgürlüğünü katarak mavilikler iklimine doğru yol alıyor.  Olay örgüsü, sekanslar, bölümlerle yeni yapısal unsurları kavramanız biraz kolaylaşıyor. Erdoğan’ın fikirleriyle yeni, orijinal, özgün bir bakış açısı ve kendi geleneği ile sinema, film ve klip dünyanıza yön çeviriyorsunuz. Yeni düzen ve vizyonlara adım atıyorsunuz Kendisini etkileyen her şeyin kaynağına inmesini, aradığı sihri orda bulması ve bir kıvılcımı bir parlamaya dönüştürerek mavi alanlar yaratması çok özlediğimiz bir dönüşümün karşımıza gelmiş halidir. Bu da Osman Erdoğan fikirlerinin bir hikayeye ve iyi bir karaktere sahip olması demektir. Merak uyandıran, sıra dışı, etkili ve yaraya parmak basan bir kliple ekranlara dönüyor. Özgün bir dil kullanan, özgün bir anlatım dili geliştiren; kullandığı bu dille aksiyonu betimleyen, akılda kalan, su gibi bir sinema diliyle karşılaşıyorsunuz.

Osman Erdoğan izleyicilerle bütünleşen, sevinçlerini, etkilerini, dirençlerini, duygularını anlayarak, oraya kendini de koyarak, halk ile birlikte derin nefesler alan bir damarın nabzını tutuyor. Dinamik diyaloglar geliştiren ve günü anlamlandıran, güncel ve gelenekleri birleştiren kökleriyle başının birbirini tanıdığı ve saygı duyduğu, filmlerin ustası olmaya hak kazandığına tanık olursunuz. Senaryolarındaki diyalogların inanılmaz ritmi ve belli bir dili var. Akıcı ve şiirsel, duygu yüklü, hikayeyi anlamlandıran, pembe bir platformda beyaz güvercinler sokağına yolunuzu düşürüyor. Eleştiriye açık, kendisini eleştirmekten çekinmeyen, eleştirilerden ders ve ilham almasını bilen bir sanatçı. Hayatlarını önemsediği insanların belgeselini de çekiyor ve tarihe bir imza atıyor.

Osman Erdoğan’ın çalışma tarzı özlediğiniz her şeyi kutsayarak, kanatlarınıza alıp uçurmayı, nezaketten vazgeçmeyen, kendinize bile geç kalmadan, dostluğa ve aşka sarıldığınız akademilerdir. Muhabbet hiçbir şeye geç kalmayı sevmez. Yağmurların kederlerini, büyütülecek filmler ile beyaz bir gülüşün çalışkanlığına taşır.

Sanatçının filmleri nar tadındadır, renkleri gül kokar, objektifinden karanfil ve tarçın nefes alır. Görünen ve görünmeyen her şeyin kalbini ellerinde taşır. Gözleri, aşkın yaralanmış kalbinin taşınmasıdır. Hep mavi bir günün sabahına uyanırsınız. Kederler, kentler görürsünüz, yaralarınız sizi bağışlar. Yorgun bir şarkıdan hep zinde melodileri geçersiniz. Sanatçının eserlerinde derin ve gizemli bir edebiyatın renge ve müziğe bürünmüş ırmağına ulaşırsınız.

Osman Erdoğan’ın sisten ve havai fişek patlamalarından nabzınızın yükseldiği, kalbinize çağdaş olanın sisli sabahını bırakıyorsa, arkasından lirik bir yağmur bulutunun sizi selamladığına yön çevirirsiniz. Ürettiği ve yarattığı her eseriyle gönlünüzde aşk tadı bırakıyor. Gerçek sanattan yana, sürgün bir pembeyle coşkuyla zihninizi temizliyor ve sizi başka dünyalara uğurluyor. Yeni sanatsal etkinliklerini izlemek üzere ağzınızdaki kayısı tadıyla çilekli bir baharın sanatsal atmosferinde bulunmak üzere kendinize söz veriyorsunuz.

Eserlerinde özgürlüğün kamaşmalı lirizmini aramaktan ve üretmekten vazgeçmeyen, hayata ve aşka verdiği sözü sürgün bir gülümsemeyle yaz bahçesine uğurladığını görüyorsunuz.

You may also like

İLETİŞİM

office@viyanamagazin.at

Medieninhaber:
b2 Media GmbH, Gerasdorfer Straße 38a/14, 1210 Wien

Firmenbuch:
FN425763y, Handelsgericht Wien
UID: ATU69206815

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Daha fazla bilgi