Anasayfa » Sanatın Engizisyonuna Direnen Sanatçı Haydar Ekinek

Sanatın Engizisyonuna Direnen Sanatçı Haydar Ekinek

Yazar Mahir Bora Kayıhan
0 yorum

Renklerin dili açılır, desenlere sürçer akraba olur. Lekelerle oynar, desenlerle aşk yaşar, dayanılmaz bir yaranın içerisinde boğulmamak için renklere geçer, renklerden içersiniz. Gökyüzünü sürersiniz yüzünüze, alnınızda ışıklar, yanağınızda bulutlar yüzer.

Yazı:  Yazar- Şair Cevat SARIKARTAL

[dropcap]R[/dropcap]enklerin hiç solmayan baharıyla hayatı dansa kaldırırsınız. Renklerin o esrik büyüsü aşkı ve aşığı diri tutan, oksijen üfleyen sanatın damarlarında dolaşan o yaratıcı sanatçı aşkı buna bir çocuk gibi sevinir. Topaç oluyor, bisiklet oluyor, uçurtma heyecanıyla bir Haydar Ekinek tablosunun karşısında çocuk şarkılarından türkülere, makamlara, motiflere ve melodilerin kalbine iniyorsunuz. Sanatçı size kanatlarını açarak gökkuşağıyla boyanmış resimler armağan ediyor. Yüzünüzde ışık, alnınızda emek, bir selam veriyorsunuz bu sanatın insancıl ve evrensel ruhuna.

Sanatçının renklerinde aşk var, sevgi var, renklerinde ruh var, insanlık var. Renklerinde türküler var, şarkılar var, melodilerin ağlayan nağmeleri var. Renklerinde kuş sesleri var, renklerinde gülün nefesi var, aşkın gözyaşları var. Turnaların hasreti var, renklerinde hüzün var, dram var. Renklerinde zarafet var, estetik var, teknik ve sanat var. Renklerinde İstanbul var, Van var, dünya var. Renklerinden kozmik âleme komşuluğunuz var. Renklerinde grev var, yoksulluk var, sevginin ışıkları var. Renklerinde direniş var, direnenlere selam var, sanat var, sanatın inanılmaz aşkı var. Renklerinde canlılar var, renklerinde Yemen türküsü var. Renklerinde allı turnalar var, kınalı keklikler var. Renkleri hep üzerinize şemsiye. Renklerinde gariplerin gözyaşları var, renklerinde aşka yalvaran sevdalar var. Renklerinde modern resimler var, sanat var, tema var, renklerinde lirik bir peyzajın dayanılmaz atmosferi var.

Haydar Ekinek resimlerinin aklı, kalbi ve bir ruhu olduğu için zalim bir dünyaya kafa tutabiliyor. Kalp tanrıçaları hep ona kol kanat geriyor ve bırakmıyor. Geri adım atmayan, sanat anlayışından taviz vermeyen, taklit ve tekrar resimlerden uzak durup kendi yorumunu ortaya koyan, ruhu olan ve evrensel duruş gösteren bir sanat akımının aydınlık yolundan yürüyor. Günlük kaygılarla yolundan dönmüyor, kendini sanatına pervane ediyor. Sanatın engizisyonuna hep direniyor. Sanatçı; ışığın kalbini görerek, sonsuz olana doğru kanat çırpan gümüşten bir güvercin değilse nedir?  Kristal bir kozmik makamın her gün onun kalbine uğramadığını kim bilebilir ki?

Haydar Ekinek eserleri büyülü bir dinamizm, köklerden gelen bir vakur duruş ve kadim kültürün üzerine inşa ettiği, halk için yapılmış bir ışığın acısını hep içinde katlayıp hapsediyor, aydınlık yüzlü, kristal bir bakışla hep ruhunuzu sarsıyor.  Sanatının aşka boyun bükmüş bir hali var. Sanatıyla konuşurken, renklerine bakarken aklına imgeler düşüyor, nemli fotoğraflar, sokaklarında at arabaları, sarı sayfalı sokaklarda tarihe evriliyor, hatıralar devreye giriyor. Sanatçının her mevsimi bahar, her mevsimi mor. Her mevsiminde paralel çizgileri kesen diğer çizgiler, onları kesen başka çizgi grupları var. Grupların duruşu farklı, ortak noktaları soft renkler olması. Figüratif bir resim anlayışıyla ödüllendiriyor, alın terinden hüzün sağanağına merhem oluyor. Kadın haklarına, canlı haklarına, kavgasız bir dünyaya, barışa, sevgiye, kardeşliğe fırçasıyla savunma yapıyor. Yazına taşınıyorsunuz, yağmurlarında ıslanıp, yazlarında ısınırsınız. Üşüyen ruhları evrensel bir figüratif kompozisyonla giydirip, sıcak renklerle şarkılı bir karnavala götürdüğünü görebiliyorsunuz.

Gerçek bir sanatın beğenisini hep yüksek tutarak övgü-özgün bir tavırla yer alıyor sanatın sayfalarında. Renkleri solmayan tablolar, kocaman hikayeler görmüş, yaşanabilir bir dünya için eserler tasarlayıp, gördüğü düşleri aşka yorup, hayallerin ve umutların onurlu sanatçısı olması boşuna değildir. Haydar Ekinek; iyi kompozisyon, sağlam desenler, sevimli renkler tutsak etmeyi sevmez. Paylaşmak en büyük keyif aldığı anlardır. Gülümseyişi renktir, bakışı güneş, hüznü yağmur kokar. Kırık hüzünler, mayhoş tatlar bırakır izleyicinin ruhunda. Renklerin tedavi edici sesiyle yıkanır, aşktan kalma, korozyona uğramamış, öykülerle sanata yolculuğunuz devam eder.

Çıplak genç kadın figürlerinin soft renkler ve küme çizgilerle birbirine paralel ya da onu kesen, farklı açılarla ona yaslanan masalsı bir ruh katılmış figürlerle heyecanlı, erotik duygular çağrıştıran, renklerin birleşiminden rahatlatıcı bir atmosfere yol alırsınız. Resimde öz biçim üslubuyla özgürleşiyor. Duygular tuval yüzeyinde birbirini karşılayarak, birbirini tamamlayarak, renk armonilerinin bir mızıkadan çıkan melodileri gibi hüzünlü, yumuşak tınılarla renk, estetik, müzik üçgeninden duygusal bir şiire dönüşüyor. Resimde bir nü, kompozisyona ben egemenim, benden sorulur dercesine özgür, kendinden emin, eğleniyor. Bu tek insan figürü gerek dans ediyor, gerek seksi bir bakışla kalbinize uğrayıp, bir karnaval edasıyla lunapark gecelerinin sanki gülen ışıkları oluyor. Renkler resmin önüne geçip, resmi alnından öpüyor. Armonik renkler, soft renkler, lekeler Haydar Ekinek resimlerinde dengeyi oluşturuyor.

Devriâlemde yenilenme ve her bahara farklı uyanma çabasıyla, bugünümüze aşkın, sanatın, felsefesinin ve matematiğin limanında itinalı bir demir atma ve kendiniz olma arzusuyla size yapay olmayan, ülkenin gerçek anlamdaki sanatını sunması her daim incelikli olmuştur. Sanatını her daim yeniliyor olması, sanatla, felsefeyle, realiteyle arasını hiç bozmadığı ve hesap vermekten çekinmeyen, manifestosu her zaman kalbinde atan bir entelektüel olarak saygıyı hep hak ettiğine tanık oluyorsunuz. Sanatçı müthiş gözlem yeteneği, her şeyi çabuk kavrayan, öğrenen, sanata olan saygısını artırarak, sorumluluk duygusuyla sanatın merkezine yol alıyor.

Haydar Ekinek sakin bir üslup, derin bir felsefeye matematiği dâhil etmiş, eflatun bir sesle konuşan, leylak kokusuyla büyülendiğiniz, fuşya bir bakışla eflatun bir hayata, uşşak bir şarkıyla uğurluyor.  Haydar Ekinek’i yakamozlu bir denizden yapmışlar. Renklerin yağmurlu bahçesinde yaşama hakkı vermişler. Işıkların gün boyu üzerinde, desenlerini tamamlayan çizgilerine yoldaşlık ediyor. Her resimde bir uygarlığın gülümsemesi, çağın seslerinin yükselmesi, gönül bağından göğe yükselen bir semahın şifrelerini okuyor gibi olursunuz. Tarihten günümüze yürüyen, keşfedilmemiş kompozisyonlardaki esrik ve sağlam duran bakışlarına tanık olursunuz. Resimlerinde var olmak için bütün metaforik duruşlarına açık olmanız gerekecektir. Binlerce çizginin devinimi, hayal gücünüzü şımartıyor. Figürlere öyle anlam katıyor ki ekmeğinize katık edeceğiniz geliyor içinizden. Arıtılmış değil de natürel bir hayatın çocuk yüzleri oluyorsunuz. Renklerin sırrına eremiyorsunuz, yüzünde hayata tutunma melodileriyle, masum bir ezgiyle yolunuza devam edersiniz.

Rüya resimleri içinize çeker gibisiniz. Renkleri uçuyorsa, aşkın, sanatın tutsağı olmalısınız. Bir tiryakilik bu, bağımlısınız. Kuş yüzlü figürlerin, teni kokan nülerin bedeninden geçen renklerle ne kadar fiyakalı bir bağımlılık olduğunu hissediyorsunuz. Bayram ve hüzünlü figüratifler durağı, Haydar Ekinek bekleme istasyonu. Evrensel birliktelik, ulusal duruş, yerel sanatın beslendiği sofrası, kendi ürettiği eserleriyle birlikte edebiyat ve şiir denilen cennetin içerisinde, bir gül bahçesini eserlerine katması ne kadar da mutlu ediyor anlıyorsunuz. Figürlere, peyzajlara, nülere ne zaman ki bulaştı, işte o zaman bohem bir hayatın ellerinde, zümrüt bir vadinin kollarında, bir otobanda, gökdelenin tepesinde, yaylalar, ovalar düşleri oldu. Keklikler, turnalar girdi rüyalarına, saflık ve doğallığın sütünü emdi hayranlıkla, kendi yarasına ilaç olmak için doğaya koştu, renklerini oradan aldı. Oradan aldı nefesini, müzik ezgileri orada daha yakıcı ve sevimliydi. Hüzünle tanıştı bu insan.

Haydar Ekinek eserlerinde, gökkuşağının deryası vardır. Renklerini yalnızlar ve garipler için sakladığını hissedersiniz. Üşüyen bedenlerine mavi bir ışık gönderir. Fırçasını hakka doğru, özgürlüğe doğru, iyiliğe doğru kullandığına tanık olursunuz. Resimleri, kalbinizi her daim diri tutar. Kompozisyonlarının nabzının attığına, üslubunun nezaket ve zarafet makamından geldiğine zerre şüpheniz olmaz. Tablolarında; yeni bir stil üreterek, yaşadığınız vahşi kapitalizmin çağında, her şeyin paraya endekslendiği hoyrat ve acımasızlığın kalbinin kırıldığını görürsünüz. Hayat korkusunun onu korkutamadığı, gerçek bir sanatçı duyarlılığıyla, her şeyin kutulanıp ambalajlandığı bu çağda, çalışıyor, tepki veriyor, öğretiyor, öğreniyor, tuvaline aşk bırakıyor.

Yorum yaz

İLETİŞİM

office@viyanamagazin.at

Medieninhaber:
b2 Media GmbH, Gerasdorfer Straße 38a/14, 1210 Wien

Firmenbuch:
FN425763y, Handelsgericht Wien
UID: ATU69206815

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Daha fazla bilgi