Osmalı kumaşu Kutlu kumaşından bir marka yaratan  ve Kutniye markası Dünyaya açılan Julide Konukoğlu ile Gaziantep’de sizler için markanın hikayesini ve Pandemi döneminde Tekstil sektörünün yaşadığı gelişmeleri konuştuk. 

Jülide Hanım, öncelikle sizi daha yakından tanımak isteriz…  

J.K: 1970 Gaziantep-Nizip doğumluyum. Gaziantep Genç İş Adamları Derneği Kadınlar Kurulu Kurucu Yönetim Kurulu üyeliği yaptım. 19 yıldan beri Özel Sanko Okullarında Danışma Kurulu Başkanlığını yürütüyorum. 3 yıl Gaziantep Kutnu Tanıtım Grubu Başkanlığını üstlendim. KUTNİA markasının kurucu ortağı olarak görev yapmaktayım.

Osmanlı kumaşı kutnunun nasıl doğduğunu ve kutnunun bugünlere geliş hikâyesini sizden dinleyebilir miyiz?

J.K: Kutniye markası aslında büyükşehir belediye başkanımızın projesiyle yani kutnu kumaşıyla ilgili bir projeyle benim açımdan başladı. Orada yaklaşık bir üç senelik başkanlık dönemim oldu. Daha doğrusu sonrasında aramızda bir bağ oluştu kutnu kumaşıyla, kutnu kumaşını bırakmak istemedim. Ve kutnu kumaşına bir marka oluşturursam level atlayabileceğini düşündüm. Türkiye’de aslında dokuma, dokuma kumaşı anlamında çok fazla örneklerimiz var. Ama bunu bir marka yapmazsak ve bir tasarımla birleştirmezsek sadece raflarda kalıyor, klasik kalıyor. Kullanılmıyor. Dolayısıyla en büyük hedefim ve amacım kuntiye markasını ve kutnu kumaşını o raflardan indirip üzerimize giyebileceğimiz, evimizde kullanabileceğimiz bir hale getirmek üzere de yola çıktım.

Gaziantep ve Türkiye için çok değerli olan Osmanlı kumaşı kutnu dünyaca tanınan bir marka haline dönüştürdünüz, bu girişiminizle çok taktir ediliyor. Bizde sizin bu çalışmalarınızı yakından takip ediyoruz. Dünya ve tekstil sektöründe bu değişim sürecinde zor bir süreç geçiyor. Siz bu alanda tecrübeli ve söz hakkı olan değerli bir iş insanı olarak mevcut durumu nasıl değerlendiriyorsunuz.

J.K: Sektörde inanılmaz bir sessizlik var aslında. Bizim tabii müşteri kitlemizin en önemli önceliği şu anda sağlığını korumak. Dolayısıyla alışveriş yapmak veya sezon takibine geçmesi için biraz zaman gerekiyor. Dolayısıyla insanlar alışveriş yapmak veya gardırobuna bir şeyler almak için bu seçenek belki onlar için 5-6 belki 10-11. sıraya düştü. Dolayısıyla bir sessiz bekleyiş dönemi yaşıyoruz sektör olarak hep birlikte.

Şu anda sektör nasıl bir süreç yaşıyor ve sektörün geleceğini nasıl görüyorsunuz?

J.K: Aslında pandemi öncesinde de tekstil sektöründe ufak ufak değişimler başlamıştı. Özellikle çevreye daha duyarlı işletmeler haline gelmek açısından insanlar markaların hikâyelerini, nasıl üretildiği, ortamıyla ilgili birçok soru sormaya başlamıştı. Pandemiyle birlikte bunun daha da güçleneceğini düşünüyorum. Özellikle büyük tekstil firmalarının kendilerini tekrar check edeceğini düşünüyorum. İnsanlar pandemi sonrası alışkanlıklarını değiştirecekler mi? alışveriş anlamında. Bu konuda çok farklı tezler var. Aslında bir kısım insanın belki eskiye oranla çok tüketiciye dayalı, yani bir bluz alırım üç kere giyerim atarımdan çok hakikaten kaliteli kumaştan yapılmış bir bluzu alıp belki üç sene giymeyi artık düşünebilir. Bir de şöyle bir ters psikoloji de olabilir: insanlar pandemi sonrası bir hınçla alışveriş de yapabilir. Bunun her ikisi de beklenmekte açıkçası. Sektörü bekleyen en önemli şey benim anladığım kadarıyla, ortak görüş, koleksiyon ve adet sayılarında belki bütün markalarda bir azalma olacak, eskisi kadar bol ürünler belki yapılmayacak. Ve ilkbahar-yaz, sonbahar-kış deyimleri bitip sadece yaz ve kış sezonu diyerek açılabiliriz.

Bu tür krizler her zaman fırsatları da beraberinde getirir. Sizce tekstil sektörü için nasıl fırsatlar yarattı?

J.K: Her zaman krizler sonrası yeni sektörler oluşuyor. Ben pandemi döneminde de yeni sektörler bekliyordum. Tekstil sektörü hemen evrildi ve herkes maske yapmaya başladı biliyorsunuz. Dolayısıyla maskenin dışında acaba yeni sektörler oluşur mu tekstildi? Olabilir, neden olmasın ama daha çok, yeni bir şeyden çok yaptığımız şeyleri daha farklı yapmaya başlayacağız diye düşünüyorum.

Yurt dışında bu işleri yapanlar için eklemek istediğiniz bir şeyler var mı?

J.K: Yurtdışında veya yurtiçinde hiç fark etmez. Bu sektörün içindeki herkesin mutlaka tasarımla ilgili Türk tasarımcılığının daha kuvvetli olmasını çok arzuluyorum. Çok çok istiyorum. Onlar için de elimden ne gelirse her zaman yapmaya çalışacağım. Herkese bol şans diliyorum sektörde.