Anasayfa » Edebiyat Dünyasının Yaşayan Efsanesi: Hıfzı Topuz

Edebiyat Dünyasının Yaşayan Efsanesi: Hıfzı Topuz

Yazar dogushan
0 yorum

Türkiye Cumhuriyeti’yle yaşıt bir yazar Hıfzı Topuz. Koca bir çınar. Babamın kurucusu olduğu Kavis Kitap’ın etkinliklerinde tanıma imkânım oldu kendisini. Katıldığı etkinliklerde katılımcılar kendisini hayranlıkla dinliyor, ağzından çıkan her kelimeyi havada kapıyorlardı. Viyana Magazin için bir yazarla röportaj yapma fikri doğduğunda ilk aklımıza gelen yazar kendisi oldu.

Bugün 98 yaşında ve 98 yıla 40’a yakın kitap ve birçok makale sığdırdı. Aydınlık Türkiye’nin aydınlanmasına şüphesiz kendisinin ve dostlarının katkısı çok büyük. Bir röportajında yazar “Hıfzı Topuz kimdir? Nasıl bir çevrede doğdu, eğitim hayatı nasıldı? Okuma ve yazma serüveniniz nasıl başladı?” sorusunda kendisini şöyle anlatıyor: “1923 yılı Ocakayının 25’inde, Nişantaşı’nda Hasan Paşa Konağı’nda doğdum. Şimdi o konağın yerinde Hasan Hilmi Paşa Apartmanları var; o zaman bizim konak vardı. O konakta uzun yıllar oturdum. Şişli Terakki’nin anaokulu vardı, Konak’tan oraya yürüyerek gidiyordum yani. Ondan sonra Beyoğlu’na, daha sonra da Kadıköy’e taşındık. Kadıköy Yeldeğirmeni’nde St. Louis İlkokulu vardı. St. Joseph’in şubesiydi. Oraya üç sene devam ettim. O sınıfta beraber başladığımız üç kişiyle Galatasaray’ı birlikte bitirdik. Yani papazlarda başladık, Galatasaray’ı beraber bitirdik. Biri Semavi Eyice, diğeri Süreyya Günay. Hayatımız beraber geçti. Süreyya Galatasaray’a müdür oldu, Paris’te talebe müfettişi oldu. Semavi de ünlü bir Bizans uzmanı oldu. Velhasıl üç sene orada okudum. Ondan sonra babamın işi dolayısıyla bir sene Ankara’ya gittik. Ankara’da ilkokula gittim. Sonra geldim Galatasaray’a girdim 5. sınıfta. Ortaköy’deydi Galatasaray. O okulda çok anılarım vardır. Bir yığın fotoğraf var. Okul önünde rıhtım vardı. Rıhtımda oynarken bazen Atatürk yakından geçerdi motorla, koşup alkışlardık. Yanında Afet Hanım ve Şükrü Kaya olurdu. Alkışlardık. Ondan sonra Beyoğlu’na geldim. Lisede evvela Esat Mahmut Karakurt’tan Türkçe okudum. Romancıydı, çok sevdiğim bir adamdı. Bizi çok etkiledi. Sonra Halit Fahri (Ozansoy) geldi, şair. Ondan hiçbir şey öğrenmedik. Ondan sonra İsmail Hamit geldi. Dört sene onunla okuduk. Ondan divan edebiyatını, Tanzimat’ı öğrendik ve birçok şey öğrendik. Kompozisyon yazılarında becerikliydim, başarılı oluyor ve finale kalıyordum. Yazı yazmaya başladım o zamanlarda ama bir gazeteye girip çalışma imkânı yoktu. Yazar olmayı düşünüyordum yahut Dış İşleri’ne gireyim diyordum; ona da imkân yoktu. Oradan sonra Hukuk Fakültesi’ne girdim ve bitirdim. Bitirdikten sonra avukatlık stajı yaptım ama avukatlık bana göre değildi. Akşam gazetesine girdim ve çalışmaya başladım. Avukatlığı bıraktım. Altı ay avukatlık yaptım, yetti. Hâkimlerin karşısında sıra beklemek yorucu geldi bana. Ondan sonra 1947 sonunda yolumu seçmiş oldum.” 1 Hıfzı Topuz ilerleyen yaşından dolayı artık eskisi gibi röportaj kabul etmiyordu, birazda sağlık sorunlarıyla uğraştığı bir dönemde sorularıma cevap yazarak gönderme nezaketinde bulundu. Zaten pandemiden dolayı da bende kendisini riske atmak istemezdim. Koca Çınar’a sizler için sorduk:

>> Ünlü kişilerin biyografilerini (biyografik romanlar) yazıyorsunuz; Nâzım Hikmet, Sabahattin Âli, Neyzen Tevfik… Gazetecilikten romancılığa geçiş hikâyeniz nasıl oldu?

Saydığınız yazarların birçoğu hakkında gazetelerde yazılarım çıkmıştı. Bunları yeterli bulmuyordum. Bazılarına biraz kurmaca katarak biyografik romanlar yazdım. Bu denemelerim beni tatmin etti ve çalışmalarımı sürdürdüm.

>> Nâzım Hikmet, Orhan Kemal, Abidin Dino gibi çok sayıda şair, yazar, ressam sanat insanıyla tanışmışlığınız var. Sizin için elbette ki hepsi önemlidir ama sizi en çok etkileyenler kimler oldu?

Evet, saydığınız kişilerin çoğuyla yakın dostluğum oldu. Bende hepsinin ayrı yeri var. Hiçbirini ötekine tercih edemem. Ama yazılarımda beni en çok etkileyen Sabahattin Âli ve Orhan Kemal olmuştur.

>> Babam sizi ziyaretinde ressam Fikret Mualla’nın duvarınızda bir resmini görüyor ve resmin hikâyesini ona anlatıyorsunuz. Dinlediğimde çok etkilendiğim bu hikâyeyi sizden dinlesek?

Sözünü ettiğiniz resmi bana düğün hediyesi olarak Rasih Nuri İleri vermişti. O resim yıllarca aynı yerde asılı kaldı. Belki de bu yüzden Fikret Mualla’ya büyük bir ilgi duydum. Sonrasında kendisini Paris’te tanıdım. Ölümüne kadar dostluğumuz aksamadan devam etti.

>> Türk edebiyatının durmaksızın eser veren sayılı yazarlarındansınız. Bugüne kadar kaç eseriniz yayınlandı?

1990’dan bu yana 40’a yakın kitap yazdım. Gördüğüm ilgi beni çok mutlu etti ve yazmayı sürdürdüm.

>> Atatürk’le tanıştınız mı?

Atatürk’ü çocukluğumda çok görürdüm. Arabayla geçerken alkışlardık. Kendisini Kral Edward ve İran Şahı Rıza Pehlevi’yle de gördüm. En son 1937’de Kartal Kaymakamı Bahir Öztrak’ın başkanlığında gençler grubu olarak Pendik’e kendisini karşılamaya gittik. Tren istasyonda önceden belirlenen bir yerde durdu. Atatürk vagondan inerek ön sıradakilerle el sıkıştı. Ben de onların arasındaydım. Bu yaşamımın en büyük mutluluklarından biri oldu.

>> Dünyada ve Türkiye’de birçok olaya şahitlik ettiniz; darbelerden doğal felaketlere kadar ama pandemi bambaşka bir dünyada yaşamayı gerektirdi. Pandemi dönemini değerlendirir misiniz?

Yüzyıllar boyu dünya ne büyük felaketlerle karşılaştı. Hepsini unuttuk. Bu da geçecektir elbet.

>> Sizin bu röportajınızı Avusturya’nın başkenti Viyana’da yaşayan 300 bin gurbetçinin okumasına sunacağız. Sizde gazetecilik hayatınızda uzun süre Fransa başta olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinde görev yaptınız. Gurbetçi psikolojisini yakından bilen bir yazarsınız. Viyana’da yaşayan okurlarınıza neler söylemek istersiniz?

Meslek hayatımda birçok kez dünyayı dolaştım. Hemen hemen görmediğim ülke kalmadı. En çok Afrika ülkelerini sevdim. Kalbimin yarısı oralarda kaldı. Bu gezgin yaşamı beni çok mutlu etti. Ama ülkemden hiç kopmadım. Amacım her zaman yurda dönmekti. İnsan ne olursa olsun vatanından kopamıyor. Viyana’da yaşayan genç arkadaşlarım da vatan özlemi duyuyorlardır. Hepinize Viyana valsleri ve beyaz şaraplar eşliğinde mutlu günler diliyorum. Viyana Magazin olarak kendisine teşekkür ederim. Bu röportajın yapılmasını sağlayan aile dostumuz Remzi Kitabevi Genel Koordinatörü şair, yazar Öner Ciravoğlu’na çok teşekkür ederim.

Yorum yaz

İLETİŞİM

office@viyanamagazin.at

Medieninhaber:
b2 Media GmbH, Gerasdorfer Straße 38a/14, 1210 Wien

Firmenbuch:
FN425763y, Handelsgericht Wien
UID: ATU69206815

Bu web sitesi, deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bunu kabul ettiğinizi varsayacağız, ancak isterseniz devre dışı bırakabilirsiniz. Kabul Et Daha fazla bilgi